Pazartesi, Ocak 19, 2009

Aşure Zamanı

Geçen hafta başı Küçük Evin Mutfağı'nda bir kez daha aşure yapmak kısmet oldu. Bundan 2 sene önce aşure pişirirken verdiğim tarifi kullandım yine. Ancak bu sene çok daha fazla şeker kullanmam gerekti. Sanırım şekerin yoğunluğu markasına göre değişiyor.
Aşurenin sıcakken bol şekerli olmasına aldırış etmeyin. Soğudukça ve buzdolabında bekledikçe şeker yoğunluğu azalıyor.
Dualarımı okuyup, bereket diledikten sonra aşurelerimi kaselere paylaştırdım ve eşe-dosta, komşulara dağıttım.
Hepinize bereketli bir yıl diliyorum. Sevgiler, Pınar

Pazartesi, Aralık 22, 2008

Kayınvalidemin Limonlu Parfesi

Limonlu Parfe

Malzemeler
4 yumurtanın beyazı
1 tutam tuz
İki limonun suyu (Arzuya göre üç limon da olabilir.)
Limon kabuğu rendesi
2 kutu krema (Tercihan Tikveşli marka)
1 su bardağı pudra şekeri
Küçük çikolata taneleri (Chocolate drops)

Yumurta aklarını mikserle 1 tutam tuz ilave ederek kar haline gelene kadar iyice çırpın. Diğer bir kaba 2 kutu kremayı koyup pudra şekeri ilavesiyle çırparak tadlandırın. Kremayı bir spatula ile kar haline getirdiğiniz yumurta aklarına ilave ederek yavaşça karıştırın. Çok sulu ise iki limonun suyunu limonlar sulu değil ise 3 limonun suyunu, limon kabuğu rendesini ve küçük çikolata tanelerini karışıma ekleyin. İçine naylon torba kapladığınız kalıba karışımı boşaltın. Derin dondurucuda bir gece bekletin. Ertesi gün servisten kısa bir süre önce ters çevirip kalıptan çıkartın ve üzerini çikolata taneleri veya çikolata sosu ile süsleyerek servis yapın. Afiyet olsun, Pınar

Salı, Nisan 03, 2007

İrmik Helvası


İrmik Helvası (Ekrem Muhittin Yeğen'in kitabından alınmıştır.)

Malzemeler
2 bardak irmik
165 gr tereyağ (ben 150 gr kullandım)
Yarım kahve fincanı çam fıstığı
1 bardak + 1 bardaktan bir parmak az şeker
3,5 bardak süt

Yapılışı
Tereyağını orta ateşte eritip kızdırın. İrmiği ve çam fıstığını ilave edip ortadan biraz daha az ateşte irmiğin meyanesi gelene kadar en az 40-50 dakika kavurun.

(İrmiğin meyanesi Ekrem Muhittin Bey'e göre çam fıstıklarının renginin pembeleşip, irmiğin renginin ise altın sarısına dönmesi ile oluyor. Meyanenin gelmeye başladığını fıstıkların sararmasından anlayabiliyorsunuz. Eğer irmiğin rengi zamanından önce birden koyulmaya başlarsa kavrulmaya yüz tutmuş demek oluyor ve hemen ateşi kısmanız tavsiye ediliyor kitapta. 40-50 dakikadan önce meyanesi gelen irmik helvasının pek lezzetli olmayacağı belirtiliyor. )

Diğer yanda sütü kaynatın. İrmik kıvamına geldiğinde yavaş yavaş kaynar sütü irmiğe ilave edin. (Dikkat! İrmik tenceresi çok sıcak olduğundan süt ilave edildiğinde sıçramaya başlıyor. Sütü irmiğe çok yavaş koymalısınız ki yanmayasınız.) İyice karıştırıp şekeri ilave edin. Şekeri irmiğe karıştırarak yedirin. 10-15 dakika çok hafif ateşte demlendirin. Daha sonra ocağın altını kapayıp 15-20 dakika kadar ılınmaya bırakın. Karıştırıp servis tabaklarına paylaştırın. Eşe, dosta, komşunuza dağıtın. Afiyet olsun.

Pazartesi, Şubat 05, 2007

Bereket Tatlısı: AŞURE


Tarif annemin tarifi. Geçen sene annemin aşuresini çok beğenmiştim. Tarifle yaptığını öğrenince bu sene aşure yapmadan evvel hemen annemi aradım. Tarifini aldım. Birkaç küçük düzenlemeyle son hale getirdik. Cumartesi ben, Pazar da annem pişirdi aşure. Sonuç gerçekten çok güzel oldu.

Malzemeler
1 bardak=200ml
düdüklü tencere= 8lt

2 bardak aşurelik buğday
1 bardak pirinç
1 bardak nohut
1 bardak fasulye
750 gr şeker (gerekirse ilave etmeniz için 100-150 gr fazladan bulundurun)
2 bardak süt
150 gr kayısı
100 gr ceviz (irice parçalanmış)
100 gr incir
100 gr kuru üzüm
100 gr fındık (parçalanmış)
25 gr küş üzümü (2-3 defa kaynar su ile yıkanıp süzülecek)
25 gr dolmalık fıstık
1 kahve fincanı gül suyu (ben 1,5 fincan koydum)
Tarçın
Nar


Yapılışı

1. Hazırlık aşaması (1 gece evvel)
2 bardak buğdayı bir tencereye koyun. Üzerini 2-3 parmak geçecek kadar su ilave edip bir-iki taşım kaynatın. Ocaktan alın. Kapağını kapatıp 1 gece bekletin.
Pirinç, nohut ve fasulyeyi de ayrı ayrı kaplarda üzerlerini 1-2 parmak geçecek kadar kaynar su ilave ederek 1 gece bekletin.

2. Hazırlık aşaması (ertesi gün)
Buğday, fasulye nohut ve pirinci süzüp her birini ayrı ayrı iyice yıkayın.
Düdüklü tencerede önce nohutu, sonra fasulyeyi ayrı ayrı haşlayıp süzün. (Tefal'in düdüklü tenceresinin derecelerine göre nohut yaklaşık 20 dakikada haşlanıyor, fasulye ise 15 dakikada. Ancak ben organik nohut kullanmıştım ve toplamda yaklaşık 40 dakikada haşlandı. Nohutun ve fasulyenin dağılmayacak kadar ama aynı zamanda diri olmayacak şekilde haşlanması lazım. Zira şeker ilave edilince biraz daha sertleşiyorlar. Diğer tip düdüklü tencereler için süreleri araştırıp yorumlarda bildirirseniz çok memnun olurum.)

3. Buğdayı Pişirme Aşamasına Geçiş
Yıkayıp süzdüğünüz buğday ve pirinci düdüklüye koyup 15 bardak su ilavesiyle pişirin. (Eski tip düdüklülerde 1 saat 10 dakika kadar pişirmeniz gerekiyor. Ben Tefal'de buhar sesi geldikten sonra 20 dakika pişirdim.)
Süre tamamlandığında pirinç ve buğday karışımı kıvamlı bir hale gelecektir.
Daha önceden haşladığınız nohut ve fasulyeleri ilave edin. 1 taşım kaynatın. Ardından şekeri ve sütü ilave edin. Karıştırarak yine bir taşım kaynatın.
(Ben önce 750 gr şeker koydum. Karıştırıp bir süre bekledikten sonra tadına bakarak ara ara toplamda 150 gr daha şeker ilave ettim. Sıcakken daha şekerli gibi gelse de soğuduğunda o kadar da şekerli olmuyor. Bu nedenle sıcak haliyle biraz şekerli olmasını tercih edebilirsiniz)
Ardından kayısı, incir üzüm ve diğer tüm malzemeleri ilave edin. Yine bir-iki taşım kaynatın.
Artık aşureniz malzemeler ile birlikte iyice kıvamlı bir hale gelmiş olmalı. Altını kapattığınızda gülsuyunu ilave edin.

Biraz bekleyin aşure dinlensin. Daha sonra kepçeyle alt üst ederek servis kaselerine paylaştırın. Tarçın ve nar ile süsleyin. İster ılık, ister soğuk servis yapın.

Not: Kayınvalidemin tavsiyesi: Aşure henüz tenceredeyken bildiğiniz bir duayı okuyun. Bolluk ve bereket dileyin. Sonra servis yapın:-)

Afiyet olsun...
Pınar

Pazar, Aralık 24, 2006

Elmalı Pay (Double Crust Apple Pie)


Amerika'da annelerin çocuklarına hediye ettiği geleneksel yemek tariflerinin yer aldığı Better Homes and Gardens'ın yemek kitabından yaptım bu elmalı payı.
Tarifte pay hamurumuna hiç şeker katılmıyordu ama ben 1 kaşık kadar şeker ilave ettim. Ancak piştikten sonra farkettim ki orjinal tarif ile yapılırsa lezzetlerin ağızda birbirine karışması çok daha güzel olacak. Tercihi size bırakıyorum. İşte tarif;

Malzemeler

Pay hamuru için
2 bardak un
1/2 bardak tereyağ tereyağ (küçük parçalara kesilmiş)
6-7 yemek kaşığı soğuk su

Elmalı iç için
3-4 adet kabukları soyulmuş ve ince ince dilimlenmiş elma
1 yemek kaşığı limon suyu
Yarım bardaktan 1 parmak fazla şeker
2 yemek kaşığı un
Yarım tatlı kaşığı tarçın
Yarım bardak iri doğranmuş ceviz

Yapılışı

Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın. Önce unu ve tereyağını parmaklarınızla birbirine yedirin. Yavaş yavaş soğuk su ilave ederek hamuru yoğurun. Sertçe bir hamur olmalı ve çok uzun süre yoğurmamalısınız. Aksi takdirde hamur çok yumuşar ve yapışmaya başlar. Tart hamurlarında hamurun kıvamı tuttuğunda hamuru streç folyoya sarar, buzdolabında yarım saat dinlendiririm. Böylece hamurun içindeki tereyağı tekrar eski katı formuna kavuşur.
Bu hamuru da 2'ye bölüp aynı şekilde buzdolabında dinlenmeye bırakın.
23-24cm çapındaki tart kalıbınızı yağlayın. Buzdolabında dinlendirdiğiniz hamurun bir parçasını alıp merdane ile açarak tart kalıbınıza döşeyin. Kalıptan artan kenarları diğer hamura ilave etmek üzere koparın.
Elmalı iç malzemelerini derin bir kapta iyice karıştırın. İlk kat hamuru serdiğiniz tart kalıbınıza elmalı içi boşaltın. Buzdolabından hamurun 2. parçasını çıkarıp onu da merdane ile açın ve tartınızın üstünü kapatın. Hamurun kenarlarını elinizle mümkün olduğunca alttaki hamurun kenarlarıyla birleştirin. Hamurun üzerine buhar çıkışını sağlamak için bıçakla V şeklinde delikler açın. Tart kalıbınızın kenarlarını aliminyum folyo ile kaplayın. Bu, uzun pişme süresinde hamurun tart kenarındaki kısımlarının fazla pişip kararmasını önleyecektir.

Alimunyum folyo kaplı haliyle tartınızı 25 dakika pişirin. Daha sonra folyoyu çıkarıp 25-30 dakika daha tartınızın üzeri altın sarısı bir renk alana kadar pişirin. Fırından çıkarıp ılınmaya bırakın. Afiyet olsun...

Salı, Ekim 24, 2006

Cumartesi Pazarı ve Balkabağı Tatlısı

(Ramazan'da yazdığım ama blogger'da çözmeye çalıştığım upload problemleri nedeniyle bir türlü yükleyemediğim aşağıdaki yazıyı biraz geç de olsa Picasa yardımıyla lodge ediyorum.)


Bu aralar planlamadığım halde hep kabaklı tarifler verdiğimi farkettim. Belki şu aralar tezgahlarda çok çeşitli sebze olmamasından ya da son zamanlarda sebze ağırlıklı yemek yemeğe başladığımızdan...Ama bu seferki başka. Bu balkabağı tatlısı.Kaç haftadır pazara gidememiş, alışverişimi marketlerden yapmak zorunda kalmıştım. Boynu bükük maydonozlar, iyileri seçilip ezikleri kalmış domatesler, kılçıklı fasulyelerden sonra bu hafta Cumartesi Pazarı'na gitmeyi kafama koydum. Yine pek çok şeyi bir güne sığdırmak zorunda olduğumdan pazara da fazla zaman ayıramadım ama taptaze sebzelerden bol bol alacak kadar vaktim oldu.Eşimin ablası közleyip, zeytinyağ sarımsak ve sirke ile marine ettiği kırmızı dolmalık biberlerden ikram etmişti son görüşmemizde. Daha önce hazır kavanozlarda satılanlardan alıyor, salatanın üzerine iri iri doğruyordum. Ancak evde yapılanın tadı kesinlikle bir başka güzel oluyormuş. Pazarda artık dolma yapmak için fazla kart ama közlenmek için ideal olan kırmızı biberlerden görünce almadan edemedim. Domates, köy biberi, salatalık derken torbalar doldu. Son anda gözüm pazarcının ayıkladığı balkabaklarına kaydı. Ne zamandır Küçük Evin Mutfağı’nda tatlı yapmıyordum. Ancak Ramazanda mutfakta tatlı olmazsa bir şeyler eksik kalıyor gibi. Dayanamadım aldım. Eve gelince iyice yıkadım balkabaklarını. İri doğranmış olanları ikiye böldüm. Geniş bir tencereye dizdim. Üzerine kaşıkla bol bol şeker serptim. 1 gece öylece beklettim. Ertesi sabah eriyen şekerle birlikte suyunu salan balkabaklarını çok kısık ateşte ocağa koydum. Hafif hafif hepsi iyice yumuşayana kadar pişirdim. Daha sonra kevgirle borcama çıkardım. Kalan şekerli suya 1-2 kaşık daha şeker ve biraz limon suyu ilave edip ocağın altını açtım. Şekerli suyun rengi koyulmaya başladığında biraz vanilya kattım içine. Altını kapattım. Hafifçe kıvamı artan şurubu kabakların üzerine döktüm. Bol cevizle süsledim. Soğumaya bıraktım.


Balkabağı ve Cadılar Bayramı Better Homes and Gardens'ın bu ayki sayısında Halloween yani Cadılar Bayramı nedeniyle bol bol balkabaklı tariflere yer verilmiş.
Cadılar Bayramı’nın hikayesi ise çok eskiye dayanıyormuş. Bundan 2000 yıl önce Kelt Uygarlığı ‘yeni yılı’, yazın bittiği, karanlığın arttığı, hasatın ve soğuk bir kışın başlangıcı olan 1 Kasım'da kutlarlar, yeni yıldan 1 gece önce (31 Ekim gecesi) ölülerin dünyası ile kendi dünyaları arasındaki sınırların yok olduğuna ve ölülerin hayaletlerinin dünyayı ziyaret ettiklerine inanırlarmış. Hayaletler tarafından farkedilmemek için korkunç maskeler takıp, kılık değiştirmeden evlerinden çıkmazlar, hayaletleri evlerinden uzak tutmak için kapılarının önlerine yiyecek dolu kaplar bırakırlarmış. Cadılar Bayramı'nda balkabaklarını oyarak yapılan ve adına "Jack-O'Lantern" denilen fenerler yapmak yüzyıllardır kutlamaların bir parçası olagelmiş. (Bu da ayrı bir hikaye aslında. )

Balkabağı içerdiği az miktarda kalori ve yağ oranına karşılık bol lifli bir sebze. Aynı zamanda vitamin A, B, potasyum, protein ve demir açısından zengin. Tatlılarda, çorbalarda ve hatta dekorasyonda kullanılıyor.

Posted by Picasa

Pazartesi, Haziran 05, 2006

Serinletici Bir Alternatif: "Limonlu Soğuk Krema"


Haziran başında bastıran aşırı sıcaklar hepimizi bunalttı. Hele Pazar günü o kadar sıcaktı ki güneş çekilene kadar bahçeye bile çıkamadık.
Ben de hem hafif hem de serinletici birşeyler yapmak için mutfağa girdim. Tarifleri karıştırırken annemin çok eski bir yemek kitabından seneler evvel denediğimiz ve çok beğendiğimiz Limonlu Soğuk Krema tarifini bulunca hemen işe koyuldum. Göcek'te dalından koparıp İstanbul'a kadar taşıdığımız nefis kokulu limonlar vardı dolapta. Onları da değerlendirmiş oldum.
Bir akşam önceden pişirdiğim bu tatlıyı soğuduktan sonra bir gece buzdolabının derin dondurucu bölümünde bekletip ertesi sabah sizler için biraz süsleyip fotoğrafladım.

Malzemeler

3 limon suyu ve rendesi
4 adet yumurta
3 su bardağı su
14 çorba kaşığı pudra şekeri
4 yemek kaşığı nişasta
150 gr tereyağ
2 paket vanilya
2 paket pötibör bisküvi

Yapılışı

Yumurtalar ile pudra şekerini mikserle iyice çırpıp bir kenara bırakın. (Not: Göcek'ten aldığım limonlar bir hayli büyük ve sulu olduklarından ben 2 kaşık daha pudra şekeri ilave ettim.)
Limon kabuklarını ince rendeyle rendeleyip ardından suyunu sıkın.
Limon suyu ve rendesini su, nişasta ve vanilya ile birlikte ocakta muhallebi kıvamına gelene dek pişirin.
Piştiği anda içine önce tereyağını, ardından yumurta karışımını ekleyip hızlıca karıştırın. Karışım fokurdamaya başladıktan sonra 3-4 dakika daha sürekli karıştırarak pişirmeye devam edin. Daha sonra ateşten alın.
Kare ya da diktörgen borcamınızı su ile ıslatıp karışımın üçte birine yakın bir kısmını borcama dökün. Üzerine pötibör bisküvileri dizip, kepçeyle limonlu kremadan dökün ve bu işlemi en üstte kreması kalacak şekilde birkaç kez tekrar edin. Soğuduğunda üzerini streç film ile kapatıp derin dondurucuya koyun. Donmuş olan tatlınızı servisten 10-15 dakika önce çıkarın. Kesilecek kıvama geldiğinde servise hazır demektir. Limonlu soğuk kremayı derin dondururcuda uzun süre muhafaza edebilirsiniz.
Afiyet olsun...